Sayfalar

4 Ekim 2012

Yazdan Kalanlar



Kürkçü dükkanına dönen tilki misali, toplaştık yine Şehr-i İstanbul'da. Kopulmak istenip te bir türlü kopulamayan bir sevgili sanki bu şehir. Kopamadığı bağları var herkesin. Çoğumuzun ortak paydası işlerimiz. Ekmeğini kazanır herkes, onun çevresinde, hayata bir tarafından tutunuruz ailelerimizle. Tutunmak bir o kadar zor olsa da, var gücümüzle tutunuruz o ağlara. Aşklar var bu şehirde, gönül yaraları, paylaşılan güzel anılar, aile bağları...Belkide adını koyamadığımız başka bir şey. Velhasıl İstanbul sevsek te, nefret etsek te içimizdedir bizim. Ve O'na dönüş kaçınılmazdır.



Hafif bir hüzünle gelir genelde güz. Suratını asan küçük bir çocuk gibi kararır bulutlar, ağlar sanki ne yapacağını bilemez bir edayla. Yağsa mı ? Fikir değiştirip güneşin gülümsemesi ile içimizi ısıtsa mı? Bir yandan bir koşturma vardır her daim. Zira okullar açılır, kitaptı kırtasiyeydi, bitmek bilmez bir türlü. Kimileri yeni bir okulda, yeni bir hayata yelken açarken; kimileri ise,  aşina sınıflarına, sıralarına kavuşurlar. Çalışanlar ise son izinlerini kullanıp dönmüşlerdir mekanlarına. Kimi evlerde ise kışlık hazırlıkları da başladı, bitmek üzere hatta...

Her mevsimin kendi güzelliği ayrı elbet. Velakin, yaprakların yavaş yavaş salınarak kendini yere bıraktığı şu günlerde, coşkulu yaz günleri şimdiden burnumda tütüyor.

Güzel anılar gözümün önünde raksederken; yine " Dümen Suyumuzda Kalanlar " yazı dizime devam etme zamanı geldi de geçiyor. Geçen seneki rotaya ilaveler var elbet. Çok tekrara düşmemek namına, Kalimynos ve Kos gezilerinden bir kaç fotoğraf serpiştirip, Rodos ve Simi'yi  anlatacağım.

Bizim Elif'le Bodrum'da ağustos böceği misali günlerimiz çarçabuk geçti. Babamız, kaptanımız ve herşeyimiz gelince , bir günlük molanın ardından, ertesi sabah erkenden yola çıktık.



Gitmeden önceki gün Yalıkavak Havva Abla'da güzel bir kahvaltı etmeyi ihmal etmedik.

 
Havva Hn. börekleri hazırlamış, menemene geçmiş bile. 
 
 
 
Bir yandan odun ateşinde pişen ekmekler, bir taraftan canım su böreği, insan beklerken bile sabırsızlanıyor...
 
 
Kahvaltı sofrasındaki yeşillikler, domates ve salatalıklar kendi bahçesinden. Reçeller de Havva Hn.'ın elinden çıkmış ve inanılmaz lezzetliydi.Doğrusu en çok domates reçelini beğendik, harikaydı.
 
 
 
 
Bu dopingle sabah erkenden kalkabiliriz sanırım.
 
 
Günün ağarmaya başlaması ile, bizde hareketlenme başladı.
 
 
 
Yalıkavak marinayı ardımızda bıraktık bile!
 
 
 
 
 
Tatlı bir rüzgar var. Orsadan orsadan yol alıyoruz...
 
 
İlk durak Kalimynos. Rutin giriş işlemlerinin ardından, biraz yürüyüş yaptık limanda.
 
 
 
Dolaşırken, mütevazi adanın şirin halkı için anlamlı bir ana denk geldik.Gelin babasının kolunda kiliseye doğru yol alıyorlardı...
 
 
 
Çok sevdiğimiz Vathi ;
 
 
 
 
 
 
 
Emporio'da vazgeçemediğimiz Artistico cafe.
 
 
Kos'ta aracımızı kiralayıp, adanın batısına doğru yol aldık. Güneybatıda yer alan, ada merkezine 42 km uzaklıkta,  Kefalos'a gittik. Kalabalık yerleri es geçip, buranın en ucunda şirin ve sakin bir plajda günü geçirdik. Denizi kristal formunda ve berraktı. Ancak Kos merkezdeki deniz, çok iç açıcı değildi.
 




Kos limanının gece görüntüsü.



Kos'un içindeki otantik çarşıda güzel bir akşam yemeği yedikten sonra, dolunayı karşımıza alıp, romantik anlarınmızı ölümsüzleştirdik :))

 
Bu adalarda ikişer gün kalıp, Simi'ye geçmeden önce, Knidos'u geçip Palamutbükü'nde bir gecelik mola verdik. Bu çok sevdiğimiz şirin köyün dahi, görmediğimiz iki yıl zarfında ne kadar değiştiğini gördük. Bakir kalmasını arzu ettiği bir yerin, bu kadar hızlı değiştiğini görmek, insanın biraz içini sızlatıyor doğrusu. Ama buradan ayrıldığımız sabahki köy pazarını unutamayacağım. Yerlilerin tarlasından sabah koparıp getirdiği tazecik ve mis kokulu meyveleri yol boyunca afiyetle yedik. Bizim kaptan patlıcan aşeriyordu, ona da patlıcan alıp pişirdim öğle yemeği için.
 
 
Birçok fotoğraf meraklısına ilham olan Datça Deveboynu (Knidos) feneri, 
 
 
 
Palamutbükü  balıkçı barınağına bağlandık.
 
 
 
 
 
 
 
Fotojenik bir şirine :))
 
 
 
Gecemiz.
 
 
Güzelliği ile, Can Yücel'e ilham olan bu büyülü yere şimdilik veda vakti. Uzun zamandır görmeyi arzu ettiğim Simi için heyecan başladı şimdiden. Son eksiklerimizi tamamlayıp, yola çıkacağız sabahleyin. Simi'de görüşmek üzere... 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 






 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder