Sayfalar

17 Mayıs 2012

Dümen Suyumuzda Kalanlar - 3 KOS



Sen hür adam , seveceksin denizi her zaman ;
Deniz anandır senin , kendini seyredersin .
Bakarken akıp giden dalgaların ardında .
Sen de o kadar acı bir girdaba benzersin .

Haz duyarsın sulardaki aksine dalmaktan
Gözlerinden , kollarından öpersin , ve kalbin
Kendi derdini duyup , avunur çoğu zaman ,
O azgın , o vahşi haykırışlarda denizin .

                                       Charles Baudelaire

Evet, bu aralar bende de  , Charles Baudelaire'nin şiirlerinde olduğu gibi , sürekli bir gitme arzusu kaplıyor içimi . Gözlerimi kapayıp , kendimi serin maviliklere bırakıveriyorum . Bir yandan , günleri saymaya devam ederken , diğer yandan da hikayemizin geri kalanına dönelim .

Zarif Leros 'tan avara olup , Kos'a devam ettik . Rüzgar da şansımıza güzel olunca , yelkenle bayağı bir yol aldık . Fazla uzun sürmeyen bir yolculuktan sonra Kos Marina'ya giriş yaptık .



 Burada bizi , çok ta sevimli olmayan biraz agresif bir arkadaş karşıladı . Adı Yunaca'da " arkadaş " anlamına gelen Fillus , zamanla  Filrutus'a dönüşmüş . Pek arkadaş canlısı gibi görünmese de , yine de şirin sayılabilirdi sanırım .


Klasik giriş işlemlerinin ardından , adayı keşfe çıktık . Dodecanese  adalarının üçüncü büyük adası olan Kos , Bodrum'a da sadece 8 mil uzaklıkta . Sekizbin nüfuslu sakin Leros'tan sonra burası , otuzikibin  ve üstüne yazın bir milyona yakın nüfusu ile , oldukça hareketli bir yer . Özellikle de akşamları . Gündüzleri bolca deniz keyfi yapıp , akşamüstleri yine büyük bir keyifle bisiklete binebilirsiniz . Bisiklet sevdamı bu yaza gerçekleştirmeyi planlıyorum . Bu akşam , feribotla Santorini yolcusuyuz çünkü . Tabanvay hızlı tura devam şimdilik .





Baba kız plaja yüzmeye gittiler . Ben de , Santorini için birer  sırt çantası hazırlayıp , etrafı toparladım .



Akşam saatlerinde tekneyi Kos Marina'da bırakıp , hafif bir akşam yemeğinin ardından , Santorini için , sekiz feribotuna bineceğiz . Kekik kokulu zeytinyağları , baharatlar ve lavantalı sabun kokulu çarşılarında kısa bir yürüyüşün ve  yemeğin ardından limana geldik .


Blue Star ferbotuna binerek , liman girişindeki tarihi kaleye üç gün sonra görüşmek üzere el salladık!

Yolculuğumuz yaklaşık altı saat sürecek.



Mavi kubbeleri , mor salkımlı begonvilleri ile uzun zamandır hayallerimizi süsleyen Santorini'ye  sabaha karşı 02 civarında varmış olacağız . İçimiz pır pır ederken , yeni maceramız bakalım nasıl olacak ?










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder