Sayfalar

15 Mayıs 2012

Dümen suyumuzda Kalanlar - 2 - LEROS

Havalar nazlı bir kız edasıyla da olsa ısınıyor . Güneş kimi zaman saklanıyor bulutların ardında , kimi zamansa cömertçe ısıtıyor içimizi , hafiften saçlarımızı savuran poyraz eşliğinde...Bir gün berekettir yağan yağmur diyerek , hızlı adımlarla eve koşup , ertesi gün yalınayak basabileceğimiz yeşile koşuyoruz . İstanbul'da bir elin parmakları kadar az da olsa artık , bulabildiğimizce  tabii ki.  Böylece ,  sırtımızı iyice vermişken kışa , gezgin ruhlarımız da tekrar canlanmaya başladı . Pavlov'un şartlı refleksinde olduğu gibi haziran kelimesini duyar duymaz , yüreğimde derin maviliklerdeki dalga seslerini duyuyorum .



Yeni rotalar , yeni heyecanlar için planlar yapılmaya başlandı . Ben kaptanla rotalar üzerinde fikir teatilerinde bulunurken ; Elif de , gidilecek yerlerdeki alışveriş noktalarının tespiti gibi ,  çok mühim meseleler üzerinde titizlikle çalışıyor . Hulasa , bizim eve yaz geldi şimdiden . Babiş teknik hazırlıkları tamamlıyor bir yandan . Bodrum'da bizi bekleyen güzel kızımız iyice bir elden geçiyor . Karaya çıkma , boyama , motor bakımları vs.

Geçen sene yaptığımız rotalarla ilgili bir yazı serisine başlamıştım aslında . Kaliymnos'u anlatmaya çalışmıştım dilim döndüğünce . Ardında Leros , Kos ve Santorini  vardı . İkinci rotamız Leros idi ;

Leros bir güney Ege adası . Çam , meşe ve okaliptüs ağaçları ile çevrili sahilleri ile yeşilliği bol ve şirin bir ada . Sakinliği sevenler için ideal .

İlk koyumuz Xerokampos . Burada bir yüzme molasının ardından ,  Lakki Marina'ya bağlandık . Adada iki adet marina mevcut . Diğeri ise , yine Lakki koyunda Leros Marina .  Burası , büyük ve daha donanımlı bir marina olmasına rağmen şehir içine biraz uzak kalıyor .  Biz şehire  yürüme mesafesinde olduğu için , Lakki Marina'yı tercih ettik . Küçük ama gayet derli toplu bir marina idi .



Tabii her zaman ilk işimiz , adaya giriş işlemleri.





Vakit kaybetmeden bir araba kiralayıp , adayı gezmeye çıktık . Burası Pandelli Koyu. Bizim yemek için tercih ettiğimiz Apostolis ve diğer popüler restaurant Zorba burada .




Burası da  Agia Marina Koyu'nda , meşhur Milos Restaurant .



 St. John şövalyelerinden kalan ortaçağ kalesi Panaiya . 


Adanın en yüksek noktası olan bu kaleden seyir müthiş keyifliydi . Artemis'in adası denen bu adanın hem kendisi , hem de insanları çok zarifti doğrusu .


Kalenin içinde yürüken...


Baba kız aşkı başka tabii...


Kaleden inerken bir manzara ...





Harika bir günbatımının ardından , bize çok yakın mutfağı ile harika bir akşam yemeği yedik . Daha önce de yazdığım gibi , fiyatlar inanılmaz makul . Son derece kibar işletme sahibi  Apostolis , daha sonra da 12 kişilik arkadaş grubumuzla gittiğimizde tercih ettiğimiz yer oldu.


Bu kadar yakın mesafede , yakın gibi görünse de çok farklı kültüre sahip , gayet sade yaşamlarıyla mutlu , son derece zarif insanlar gördük bu adada . Kalbimizi  bırakarak ve tekrar tekrar gelmeye söz vererek , rüzgarı arkamıza aldık ve rotamızı Kos'a çevirdik .















  

1 yorum:

  1. Harika bir gezi olmuş, gerisini de bekliyorum merakla:)

    YanıtlaSil