Sayfalar

15 Ekim 2011

Güz'e Merhaba


Gün gelir yazın coşkusu , hareketi , kendinini ağırbaşlı , dingin sonbahara bırakıverir . Su gibi akan günler , birbirini hızla kovalarken ve  kimi zaman da bizler zamanın,  nasıl bu kadar hızlı geçtiğinin farkına bile varmazken , bakmışız ki kış yine kapıda . İşte kışa teslim olmadan direnir yürekler güzü upuzun yaşayabilmek için . Oysa o da göz kırpar gibi , aniden yok oluverir gözünüzün önünden . En güzeli de sonbaharın o doyumsuz renkleridir , bizi alıp götüren.

İşte o küçük molalarda , gökyüzünün maviden griye göndüğü ama henüz ıslatmadığı günlerde çektiğim birkaç fotoğraf;













11 Ekim 2011

Kabak Sandal


Kabak da mutfakların vazgeçilmezidir genelde . Her kalıba girer çünkü . İster fırında , ister kızartma- mücver ,  ister bol dereotlu naneli tencere yemeği veya dolmasını , isterse rakı sofranıza meze yapın . Hepsi ayrı bir lezzet. Bizim evde seviliyor neyse ki...

Bu yemeği ise genelde beşamel soslu yapardım. Geçenlerde lezzet dergisinde kıymalı ve bulgurlu  tarifini gördüm. Böylesi yediklerine dikkat edenler için daha uygun. Ben de babacığımız için böylesini tercih ettim bu sefer.



Malzemeler ;

- 4 adet orta boy kabak
- 1 adet domates
- 3 Orta boy soğan
- 5-6 yemek kaşığı bulgur
- 350-400 gr. kıyma
- tuz , karabiber
- 2 yemek kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri

Yapılışı :

- Önce bulguru küçük bir kapta haşlayın.Suyunu süzüp bekletin.

- Kabakları ikiye bölüp, kenarlarından birer cm çıkararak içini alın.

-Kabakları yumuşayana kadar haşlayın.Ve soğumaya bırakın.

- Kıymayı biraz zeytinyağı ile kavurun.

-Bu arada soğanları yarım ay şeklinde doğrayıp sararana kadar zeytinyağı ile çevirin. Domatesi de ilave edip 1-2 dk. çevirin. Kıymaya ekleyin.

- Tuzunu ve karabiberini ilave edin.

- Karışımla kabakların içlerini doldurun. Fırına verin. 10 dk. yeterli.

- Fırından alınca üzerine maydanoz veya dereotu ile süsleyin. Ve servise alın.

- Afiyet olsun !!!  :)

9 Ekim 2011

Ayvalık'tan Yöresel Bir Tat



Her sene canım annecim ve babacığımı görme bahanesi ile de olsa gitmekten inanılmaz zevk aldığımız yer orası. Cunda'nın rakı-balık-roka üçlüsünden , sokaklarında yürürken her defasında kokusuna dayanamayıp alınan lokma tatlısından , Burhaniye pazarından  vazgeçemediğimiz yer orası. Misler diyarı bir yer. Tarladan sebzemizi ellerimizle topladığımız tek  yer. Vazgeçmek zor yani...

Bu yaz ( henüz kış gelmediği için halen bu yaz diyorum ) Karaağaç pazarından bir teyzeden almıştım ; " Kurutulmuş sebzeler " . Ben patlıcan , domates, kabak ve iki çeşit biberden bir karışım aldım.  Nasıl yaptıklarını sormayı da ihmal etmedim tabi ; Çok basit kaynar suya atıp yumuşayana kadar haşlanıyor . Sonra , zeytinyağı ile tavada çevrilip servis tabağına alınıyor. Üzerine sarmısaklı yoğurt ve kırmızı biber. Bu kadar .

Benim için , yazın teknede taze sebze bulamadığım anlarda kurtarıcım oldu. Lezzeti de gayet güzeldi doğrusu...